Büyücülüğe Hazır Mıyız?

Isaac Asimov, özellikle Vakıf serisi ile bilinen ve bilim kurgunun en önemli 3 isminden biri olarak kabul edilen başarılı bir yazar. Bir çok kişi onu, 3 Robot Yasası ile de biliyor.

Isaac Asimov'un dahil olduğu 3'lüyü, Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke tamamlamakta. 3 robot yasası kadar çok bilinir olmasa da, Arthur'un da 3 yasası var.

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim haber aslında bu 3. Kanun ile alakalı. Felçli Bir İnsanın Düşünceleri Yazıya Dönüştürüldü Haberde uzun süredir felçli bir kişinin 'konuşma nöroprotezi' sayesinde beyninden çıkan ve ses tellerine giden sinyallerin yazıya dönüştürülmesine imkan sunulduğu anlatılıyor. Detaylarını Popular Science Türkiye adresinden okuyabilirsiniz. Burada benim dikkatimi çeken 2 konu var. Gelin bunları birer paragrafla inceleyelim.

Dr. Eddie Chang ve konuşmasına yardım ettiği hasta. Fotoğraf: Mike Kai Chen/The New York Times

Öncelikle düşüncelerimizin yazıya dönüşmesi çok önemli bir haber olmakla birlikte -bence- en kritik konu çok hızlı geçilmiş. “Beyinden çıkan ve ses tellerine giden” ifadesi çok önemli. Beynimizdeki sinyallerin, hedefledikleri bölgeleri öğrenmeye başladığımızın bir işareti bu. Bu tarz hedefli sinyalleri takip edip haritalayabilirsek, daha odaklı araştırmalar/geliştirmeler yapabiliriz. Elon Musk'ın kurduğu Neuralink şirketi geçtiğimiz aylarda geliştirdikleri beyin implantının çok sayıda probu çok hassas bir şekilde beyne yerleştirebildiklerini ve yüklü miktarda karmaşık beyin sinyallerini gözlemleyebildiklerini gösterdiler. Bu projede alınan tüm karmaşık sinyaller, hedeflenmeden, kümülatif bir şeekilde toplanıyor. Buna rağmen, şirketin geliştirdiği algoritma sayesinde beden hareketlerini çok büyük doğrulukta tahmin edebildiklerini domuzlar üzerindeki testlerde kanıtladılar. Aklımda direkt olarak bu iki bilgi çarpıştı. Neuralink'in geliştirdiği çalışmayı, hedeflenebilen sinyaller ile birleştirebilirsek ileride gerçekten beyin gücü ile tüm motor becerilerimizi yönetebilir hale gelebiliriz. Küçük ve önemsiz görünen bir uzvun (hiç bir uzuv önemsiz değildir ama örneğin ayak serçe parmağı.) kaybında bile protezler geliştirebilir ve hedeflenmiş sinyalleri okuyarak, bu uzcu çalışabilir hale gelmesi sağlanabilir. 

Buna üçüncü bir gelişimi de dahil edersek gerçekten biyolojik bedenimiz siber donanımlara dönüşmeye başlıyor diyebiliriz. Neuralink'in araştırması ve felçli bireyin düşüncelerinin yazıya dönüştürülmesi de tek yönlü gelişmeler. Sadece beynin çıktılarını okumakla ilgili. Peki ya beyne bilgi girdisi de verebilirsek? 3. çalışma da bu konuda yapılıyor. Dirseğinden itibaren okulunu kaybetmiş bir bireye takılan yeni teknoloji protez motor becerileri ile eli kontrol etmekle kalmıyor aynı zamanda parmaklardaki sensörlerden aldığı verileri de yine koldaki sinir uçları ile beyne geri iletiyor. Bu sayede birey dokunduğu şeyin sert mi yoksa yumuşak mı olduğunu anlayabiliyor. Bu çalışma da diğerleri gibi henüz emekleme aşamasında. Ancak 70-80'lerde emeklemekte olan bilgisayar teknolojilerinin bugün geldiği noktayı bir düşünün. 50 yıl sonra bu teknolojilerin gelebileceği yeri hayal edin.

İkinci önemli bulduğum nokta ise Clarke'ın 3. yasası ile alakalı olan. Bugün sesli komutla bir çok cihazı çalıştırabiliyoruz. Eğer düşüncelerimizi yazıya dökebilirsek, bunu komutlara dönüştürmek çok basit olacaktır. Sadece düşünerek televizyonu açmak, ışıkları yakmak, perdeleri açmak, yemek sipariş etmek, evi süpürmesi için robotunuzu çalıştırmak gibi eylemler sadece bir kaç yazılımcının geliştirmesi gereken arayüzlere bağlı kalacak. 1000 yılında yaşayan bir insanı 1900 yılına getirseniz, makinelerden biraz ürkse de dünyanın o halini kabullenebilirdi. Ancak 1900'lerden birisini 2100'e göndersek büyük ihtimalle ulaştığımız seviyeyi büyücülükle eş değer görecektir. Bu yadsınamaz bir gerçek. O yüzden Arthur C. Clarke'ın 3. yasasının çok güçlü bir öngörü olduğunu tekrar görmüş oluyoruz. Arthur bu öngörüyü tam kaç yılında yaptı bilmiyorum. Ancak bu gibi bilgileri okumak benim hep vurguladığım vizyonu destekliyor. Ve belki de geleceğe dair daha doğru öngörülerde bulunmamıza da yardımcı oluyor.

Ve her zaman olduğu gibi. Farkına var, dengeyi bul ve değer üret…