Uyumayı Unutmak

Uyumayı unutabilir misiniz? Yapabilseniz ilginç olurdu dimi. Burada bahsettiğim şey eylemin kendisini unutmak değil. Uyumayı 2 şekilde düşünebiliriz; birincisi biyolojik uyuma eylemi, ikincisi de öğrendiğimiz uyuma olgusu. Aslında buna olgu demek de tam doğru mu bilmiyorum. Uyumak için yapılan ön rutinlerden bahsetiyorum. Çocukken ailemizden öğrendiğimiz, saati geldiğinde pijamamızı giyip, dişlerimizi fırçalayıp bazen ninnimizi dinleyip yatağa gitmek. Uyumak aslında genlerimize kodlu olarak gelen bir biyolojik temizlik süreci. Bunu geçtiğimiz hafta katıldığım yaratıcı yazarlık eğitiminde Uzm. Dr. Kerem Dündar'dan öğrendim. Uyku; beynin her gün geçici hafızasını temizleyip kalıcı hafızasını güçlendirildiği biyolojik bir yıkama ve temizleme sürecidir.

 

Bu yazımda sizlere, yaratıcı yazarlık eğitiminin 2. ödevini yazacağım. Ödevimiz; beynimizi ve 3 temel yapıyı (ilkel beyin, limbik sistem ve korteks) anladıktan sonra bunlarla ilgili hayatımızda neleri istediğimizi ve neleri arzuladığımızı düşünmek ve bununla ilgili yazmaktı. Ben de sizlere bu konudaki çıkartımlarımla uyku konusunda yaşadığım sıkıntı arasında nasıl bir bağlantı bulduğumu açıklamaya karar verdim.

 

Bu bağlantıyı anlatabilmem için öncelikle beynin 3 temel yapısını kısaca anlatmalıyım. “İlkel Beyin” evrimsel süreçte en temel fonksiyonları ve savaş ya da kaç iç güdüsünü barındırıyor. Ani bir ses duyduğunuzda irkilmenizi sağlayan kısım burası. Limbik sistem ise bunun üzerine kurulu olan haz temalı gelişmiş arzuları barındırıyor. Sabah yatakta alarmı susturduğunuzda, 5 dakika daha deyip yatan beyin komutu limbikten geliyor. Son olarak korteks ise -belki de insanı insan yapan- düşünme ve hayal etme becerisini katan, limbik sistemin arzularına karşı zoru ve geliştiren tercihleri yapan kısım.

 

Eğitimin detaylı anlatımı için kaynaklar bölümüne YouTube bağlantısını da bırakıyorum. Kerem Dündar'ın anlatımı gerçekten harikaydı. Benim ufkum açıldı. Sizlere de vakit bulduğunuzda tüm videoyu izlemenizi tavsiye ederim. 

 

Gelelim uykuya! Ben erken yatmakta oldukça güçlük çekiyorum. Bunun hayatımı kötü etkilediğinin farkındayım. Ancak iş uyku öncesi rutinlere gelince çuvallıyorum. Her sabah uyandığımda, uykusuzluktan ve yorgunluktan “Tamam bu gün sondu. Bu akşam erken yatıyorum. Söz." diyorum. Ancak saat 10 oluyor, 11 oluyor, 12 oluyor. Ben kalkıp pijama giyeyim de, diş fırçalayayım da, yatayım diyemiyorum. Bir şey beni oturduğum yerden (genelde bilgisayar ya da televizyon karşısında oluyorum) kaldırmıyor. Sabah verdiğim sözler önce esniyor, sonra unutuluyor. Bunu sigarayı bırakmak isteyenler oldukça sık yaşarlar. Ben sigarayı bırakalı 8 seneyi geçti. Sigarayı bırakmadan önceki 1-2 yıl bu süreci yaşadım. Bir çok akşam gece son sigaram diye dolu paketler yırtıp attım, lakin sabah yine gidip paket aldım. Bu insanı cidden yıpratıyor/yoruyor. Araya bir sosyal mesaj bırakayım. “Bu psikolojik bir savaş. Vazgeçmeyin! Er ya da geç kazanacaksınız.” 

 

Bu savaşta insan rakibini tanımıyor. Kendi ile savaşıyor gibisine geliyor. Halbuki Kerem hocanın eğitiminde öğrendim ki insan limbik sistemine karşı savaşıyor. Bunu bilmek kimisine hiç bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak rakibinizi daha iyi tanırsanız, onun tuzaklarına düşme olasılığınız kesinlikle daha az olur. Ben kendime bu eğitimden çok güzel şeyler alarak çıktım. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim. Çünkü her insanın kendince bir savaşı var. Kimisi kanser ile savaşıyor, kimisi sigarayla, kimisi de elindeki keki yemekle. Tüm koşullarda haz merkezli limbik sistemin devrede olduğunu hatırlayın. Bundan sonraki satırlar öğrendiklerimle yazdığım ödev olacak.

 

Saat 3.44

 

Talât salondaki kanepede uzanmış televizyonda USB bellek ile bağladığı mangayı izliyordu. Akıllı saatine bakmak için bileğini çevirdi. Kardeşlerinin doğum gününde hediye aldığı saat bileğin dönüş hareketini algılayıp siyah ekranda mavi dijital rakamlarla 21 ve 34'ü altlı üstlü gösterdi. “Saat henüz dokuz buçuk. Bu akşam kesin erken yatıyorum.” diye içinden geçirdi. Üzerinde tüm günün yorgunluğu vardı. Bugün fabrikada açılması planlanan bir çukurun yeterli olmadığı bilgisini almıştı. Çalıştığı firma simülasyon çalışmasını geciktirmişti. Bu sebepten de tüm gün inşaat ekiplerinin peşinde, çukurun genişletilmesi için gerekli evrakların imzaları için koşturmuştu. Neyse ki son anda evraklar yetişmiş, inşaat ekipleri de işi bir iki günlük gecikme ile teslim edeceklerini taahhüt etmişti. 

 

Bunları düşünürken tüm gün koşturmaktan elektronik postalarının hiç birini okuyamadığı aklına geldi. Acaba biraz posta okusam mı diye düşündü. Ama nasıl olsa bu gece erken yatıp, sabah da erken kalkacağı için sabah hallederim diye geçirdi içinden.

 

Bir süre sonra…

 

Talât izlediği manganın 56. bölümünü bitirmişti. Bu akşam izlediği 3. bölümdü. Dizinin sonundaki jenerikleri bu sefer atlamadı. Bir iki dakika sürüyordu. Bu esnada sallama bir bitki çayı koyayım dedi. Doğrularak yatağa oturdu. Bu esnada sol kolunun üzerine yattığı için uyuştuğunu fark etti. Bir anda kolundan aşağı parmak uçlarına kadar karıncalanma hissini takip etti. Elini bir kaç kez yumruk yapıp bıraktı. Ardından sağ eli ile sol kolunu omuzdan aşağı doğru ovaladı. Birkaç on saniye içinde biraz daha iyiydi. Gerçekten sıcak bir Ağustos günüydü. Odanın balkon kapısı yarıya kadar açık olmasına rağmen içerisi yeteri kadar serinlemiyordu. 

 

Mutfağa gidip ketılın düğmesine bastı. Bu esnada çekmeceyi açıp hangi bitki çayını içsem diye bakarken gözü siyah çaya kaydı. Yine uykusunu kaçırcaktı ama siyah çay sallamaya karar verdi. O esnada dolapta duran cips gözüne takıldı. Çayla birlikte cips çok lezzetli olur diye düşündü. Bir an “Ama bu saatte yemek yememeliyim.” diyerek tekrar bileğindeki saate baktı. Saat 22.46'yı gösteriyordu. Bir an cipsin üzerinde yazılı "%50 Daha Az Yağlı" ibaresini gördü. Korteksi ve limbik sistemi arasındaki küçük bir savaştan sonra limbik kazandı. Cipsi tezgaha bıraktı. Su şişesini taze suyla doldurup biraz içti. Ardından cipsi, salladığı çayı ve su şişesini alıp içeri geçti. Bir zigon sehpa üzerine yemekleri koydu.

 

Bu sırada izlediği dizi bir sonraki bölüme geçmiş, hatta biraz ilerlemişti bile. Kumandayı eline aldı ve medya yönetim tuşları ile diziyi geri sardı. Ardında cipsi askerde öğrendiği şekilde tabak formunda açtı. İzlediği dizi 24'er dakikalık çerez gibi bölümleri hızlıca izlenebildiği için keyifli olduğunu düşündü. Aslında baştaki ve sondaki jenerikleri çıkartınca, 20 dakika civarında bir şey izliyordu. “Neyse bir bölüm daha izler, uyku rutinlerime geçer, yatarım.” diye düşündü ve izlemeye devam etti.

 

Bir süre sonra…

 

Talât 59. bölümü de bitirmişti. Ancak çok heyecanlı bir noktada kalmıştı dizi. Gözleri hafiften kapanmak istiyor gibiydi. Ancak bir sonraki bölümde düşmanı yenip yenemeyeceğini merak da ediyordu. Tekrar kolundaki saate baktı. Bu sefer ekran 23.54'ü gösteriyordu. “Ufff, saat 12 olmuş.” diye düşündü. “Neyse, bir bölüm daha izler bırakırım.” diye kendini tekrar kandırdı ve limbik sistemin arzularına boyun eğdi. 

 

Bir süre sonra…

 

Tekrar saatine baktı Talât. Saat 01.23'ü geçiyordu. Kaçıncı bölümde olduğunu bilmiyordu. Bir anlığına daldığını fark etti. Yediği koca bir paket cips ile susamıştı. Getirdiği su şişesinin yarısından fazlasını kana kana içti. Yediği cipsin tuz ve fesleğen tadı hafifçe ağzına geldi. Bu saatte yediği yemekler reflüsünü arttırıyordu. Kendine kızdı. “Yine kendine verdiğin sözü tutmadın. Bravo. Üstüne bir de cipsle mideni, sağlığını mahvediyorsun. Bravo sana. Uykusuzluktan halisülasyon görmezsen yarın iyidir. Bu kaçıncı uykusuz gecen…” Bunları düşünürken yarının cuma olduğunu hatırladı. “Öfff napayım, kendime kızmak fayda etmiyor. Nasıl olsa yarından sonra dinlenirim.” diye geçirdi bu sefer. İçinde, iyi ve kötünün savaşı vardı resmen. İçtiği su ile uykusunu tekrar açmıştı. İzlemeye devam etti.

 

Bir süre sonra…

 

Tekrar uyandı Talât. Bu sefer kolundaki saatin mavi dijital rakamlarına zor bela bakabildi. 03.44'ü gösteriyordu. Televizyon yeni bölümleri bitirip, eski bölümlere dönmüştü. Eliyle kumandayı yokladı, buldu ve televizyonu kapattı. Ardından ışığın anahtarına uzandı. Kapattı ve tekrar yastığa düştü. Yastığın hiç ergonomik olmadığını tekrar fark etti. Aslında biliyordu, ama değiştirmeye üşenmişti. Bunları düşünürken hiç farkında olmadan tekrar uykuya daldı…

 

 

Kaynaklar:

https://www.youtube.com/watch?v=tW9KtmSKu2A


#uyku
# beyin
# unutmak
# istemek
# arzulamak

Yorumlar