Verinin Gücü

2019-03-02'de Mahir Yıldızhan paylaştı.

Dünyanın gündemi sürekli değişiyor. Ancak son 10 yılın değişmeyen ve belkide gelecek 20 yılın değişmeyecek odağının, veri olacağı kesin. Büyük kurumlar ve teknoloji şirketleri bu konuda adımlar atıyor ya da atmak zorunda kalıyorlar. Konunun ehemmiyeti kurumlar kadar bireylerin de dikkatini çekmeye başladı. Özellikle kişisel verilerin korunması konusu hükümetler tarafından da ciddiye alınır hale geldi. Ülkemizde de 24/03/2016’da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVK) kabul edilmiştir. Bu ve benzeri adımlar güzel olduğu kadar yetersiz.

Türkiye ve Veri

Dünya, ülkeler, uluslararası kurumlar ve daha birçokları verinin gücünün farkına vardılar. Peki siz bireysel olarak neler yapıyorsunuz? KVK kanunu okuyarak başlamanızı tavsiye ederim. Sizi rastgele arayan numaraların ve promosyon mesajları atan firmaların aslında buna hiç hakları olmadığını size söylüyor. Bunu önemsemeye bilirsiniz. Ancak uzun vadede bu tarz reklam ve dikkat dağıtıcılara maruz kalmak sizin kararlarınızı etkileyebilir. Hiç aklınızda yokken, ucuz ve az özellikli bir cihaz, telefon, beyaz eşya ya da ev ararken en pahalısını ve kullanmayacağınız onlarca özellik satın almış olarak kendinizi bulabilirsiniz.

Dünyada ve ülkemizde neler olup bittiğini bilmekte bir çeşit veri işlemektir. Bir ülkede kriz varsa o ülkeye yatırım yapmamanız gerektiğini ya da krizi fırsata çevirerek o ülkeye yatırım yapmanız gerektiği kararını alabilirsiniz. Tatillerinizi de ülkelerin güvenlik ve ekonomik durumlarına göre belirleyebilirsiniz.

TÜİK

Bu yazıda genel hatları ile değinmek istediğim veri takibi ise ülkemizin durumu. Bu konuda bilinen en güvenli ve takip açısından sağlıklı kaynak TÜİK. Dün yayınlanan ülkenin Ocak ayı ithalat ve ihracat rakamları ile geçmişten günümüze ülkemizin ekonomik dinamikleri incelenebilir.

Türkiye İthalat ve İhracat Verileri

Detaylara girmeden yukarıdaki tabloya bakacak olursak; mavi ile gösterilen alan ülkemizin yurt dışına satarak ülkeye kazandırdığı parayı, turuncu olan ile gösterilen alanda ülkemizin dışarıdan aldığı mal ve hizmetlerin karşılığı ülke dışına çıkan parayı göstermekte. Detaylarını isterseniz TÜİK sitesinden alabilirsiniz. Ancak genel olarak sürekli kazandığımız para kaybettiğimizden fazla.

Ben bu sorunun kaynağını, yine TÜİK’ten aldığım eğitim verilerinin gösterdiğini düşünüyorum. Aşağıdaki tabloda 2011 yılından bu yana eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamaları dolar cinsinden görüyoruz. Neden TL diye soranlar olabilir. Bizim ülkemizde döviz genel olarak enflasyon ile paralel yürümektedir. Ya da enflasyon doviz ile paralel. Sonuç olarak, yaptığımız harcamaların TL cinsinden artışı, gerçek hayatta artışı göstermez. Bu sebepledir ki birçok araştırmada döviz kurları üzerinden yapılır.

Grafik aslında bir çok şeyi açıklıyor. Öncelikle yüksek öğretim (yani üniversite ve üstü) kişilere yapılan kişi başı harcamalar yarı yarıya azalmış durumda. Daha da önemlisi okul öncesi çok daha önemlidir ki onda bile ciddi bir düşüş var. Bir ülke okul öncesi çocuklarımıza ve üniversite ve üstü mezunlara gerekli ehemmiyeti göstermiyorsa ekonomik ilerlemeden bahsedilemez. Çocuklarımızın okul öncesinde yatkınlıklarını ve ilgi alanlarını belirlemeli ve onlara yatırım yapmalıyız. Üniversitede okuyan, araştıran ve çağımızı şekillendiren teknolojiyi geliştirecek kişilere yatırım yapmalıyız.

Türkiye Öğrenci Başı Yapılan Harcamalar

Büyük Veri Kirliliği

Bugün okuduğum HBR Türkiye Şubat sayısında editörünün önsözünde, veri konusuna ciddi bir yer ayrılmıştı. Dikkatimi çeken bizlerin her adımda, her nefes alışımızda, araçlarla kat ettiğimiz her metrede sürekli veri üretiyor oluşumuz. Ve bu verilerin oluşturduğu büyük veri gün geçtikçe büyümeye devam ediyor.

Fakat bu yoğun büyümede veri kirliliği de ciddi oranda artmakta. Artık istiflediğimiz verilerden anlamlı ve işe yarar bilgiler çıkartmak çok daha zor bir hal aldı. Veri bilimcileri ise bu konuda büyük verinin kendisi kadar hızlı gelişmiyor. Kendim de dahil veri bilimcilerin bu noktada ya ciddi önlemler almalı ve uygulamalı ya da anlamsız yığınları anlamlı kılabilecek yeni metodlar geliştirmesi gerekir.

Konunun popülerliği sebebi ile gelecek planları yapan gençlerin bu konuda önemli bir fırsat olduğunu görmelerini istiyorum. Veri bilimi ve bilimcileri son birkaç yılda ciddi popülerleşti. Ve uzun bir süre bu trendini koruyacak gibi duruyor.

Umarım faydalı olmuştur. Bir çok konuya kısa kısa değinmeye çalıştım. Sizde bu bilgileri başkaları ile paylaşarak faydalanmalarını sağlayabilirsiniz. Güzel günler dilerim.

Kaynaklar:
Tüik
Google