Tekillik

2017-12-12'de Mahir Yıldızhan paylaştı.
Tekillik

Tekillik Nedir?

Aslında tekillik dendiğinde fiziksel olarak bildiğimiz aşırı yoğunluğa sahip noktacıklar akla geliyor. Evet bu konu gerçekten çok ilginç ve uzay, kara delikler ve diğer astroloji olaylarına merakınız var ise, internet üzerinde bir arama yaptığınızda onlarca sayfa bilgiye ulaşabilirsiniz. Ancak benim burada bahsetmek istediğim tekillik biraz farklı.

Benim aklımdaki tekillik; bir insanın metasal ihtiyaçlarından arınıp, zihinsel süreçlerini de çok küçük bir noktaya aktarıldığı zaman yaşayacağı tekillik. Aslında bu kavram tam benim zihnimdeki yeri ile olmasa da bir çok bilim makalesinde benzeri şekilde yer alıyor. Ancak tam anlamı ile benim zihnimde; fizyolojik, biyolojik ve ruhsal bir varlık olarak insanın genel ve özel ihtiyaçlarından arınıp saf enerji haline dönüşmesi şeklinde. Bu tarz bir kurgu "Yıldız Geçici" dizisinde "Ancients" olarak adlandırılan eski bir medeniyetten bahsederken geçiyor. Fakat ilerleyen bölümlerde bu ırkın fiziksel dünya ile iletişimi işin içine girince benim aklımdaki tekillikten biraz uzaklaşıyor.

Gelin bunu bir Nasrettin hoca fıkrası üzerinden benim kafamdakine çevirelim. Hikayeyi bilindik:


Nasrettin Hoca'ya sormuş birisi
"Kimsin ?"
"Hiç" demiş hoca "hiç kimseyim"
Karşısındaki dudak büküp önemsemeyince
Hoca sormuş bu kez"ya sen kimsin ?"
"Mutasarrıf" demiş adam kabara kabara
"Sonra ne olacaksın ?" diye sormuş Nasrettin hoca
"Herhalde vali olurum" diye cevaplamış adam.
"Daha sonra" diye üstelemiş hoca
"Vezir" demiş adam
"Daha sonra ne olacaksın" demiş tekrar hoca
"bir ihtimal sadrazam olurum"
"Peki ondan sonra"
Artık başka yükselecek makamı kalmamış olan adam "Hiiiiç" demiş.
"Daha ne kabarıyorsun be adam sen hiç olmak için bu kadar makam atladın ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım" demiş hoca.

Şimdi ben bazı sorular sorarak bu hikayenin neticesindeki gibi bir sonuca ulaşmaya çalışacağım. Ancak bu süreçleri 2 aşamaya bölmek istiyorum. 1. Aşama biyolojik, fizyolojik ihtiyaçlardan arınma, 2. aşama ise zihinsel ihtiyaçlardan arınma.

İnsan oğlu yaşlanmayı yavaşlatma (hatta son dönemde durdurup geri alma ile ilgili çalışmalar da yapıldığını duydum) üzerine ciddi ilerliyor. Fiziksel olarak bedeninizin ölümsüzleştiğini düşünün. Hatta fiziksel bedeninizin biyonik materyaller ile güncellendiğini var sayalım. Yeni bedeninizde beslenme, dinlenme, dışkı gibi genel ihtiyaçlara gerek kalmadı. Artık ölmüyorsunuz. Bedeniniz yaşlanmıyor. Ya sonra? Fizyolojik olarak bedeni mükemmel, ihtiyaçsız, - akarı kokarı olmayan- bir şeye çevirdiniz. Biyolojik olarak ta beden dinlenme ihtiyacı duymuyor, yaşlanmıyor vs. Bu 1. aşama idi. Peki zihinsel ihtiyaçlarımız neler? Eğlenmek, sevmek-sevilmek, farklı deneyimler yaşamak, arzular vs. Günümüzde "Arttırılmış Gerçeklik" (Augmented Reality) diye bir kavram gelişti ve hızla da popülerleşiyor. Artık sanal gözlükler sayesinde uzaya çıkmadan sizler de birer astronot olabilirsiniz. Ya da Havai adalarına gitmeden oradaymış gibi evinizde yatağınızda tatilinizi gerçekleştirebilirsiniz. Ya da bir ara patlama yaşayan 5D, 8D, 10D sinemalar. Size, sanki filmin içindeymiş gibi hissettirmek için yüzünüze su püskürtüp, vantilatör ile hava veriyorlar.

Farkında iseniz bu tarz tüm teknolojik ilerlemeler sizin gerçekten yaşamadığınız deneyimleri siz yaşamış gibi hissettirmek için yapılıyor. Peki konuşmak, iletişim? Son dönemde takip ettiğim kadarı ile 2 teknoloji iletişimimizi de yeni baştan şekillendirecek. Birincisi beynin bazı frekansları ile karşımızdaki kişilerin yüz hatları okunabiliyormuş. Yani biz bir şey söylemesek dahi düşüncelerimiz karşımızdaki insanın yüzü yuvarlak mı, uzun mu, gözleri çekik mi değil mi gibi yargıları algılayarak buna göre sinyaller üretiyor. İkincisi de zaten bir çoğumuzun duyduğu düşünce gücü ile yazı yazmak. Artık klavyelerin devri kapanıyor demek için bile çok geç. Artık ses algılama için kullanılan sanal asistanların devri bile kapanacak gibi duruyor. Peki! artık ölmüyoruz, herhangi bir şeye ihtiyaç duymuyoruz. Yaşanabilecek tüm tecrübeleri yaşadık. Beynimizi o kadar geliştirdik ki %99 kullanmayı öğrendik. Ya sonra? Bu noktadan sonra benim zihnim 2 seçeneğe yöneliyor. Birey, ya bilinçli ölümü tercih edecek ya da benim aklımdaki tekillik kavramına sarılıp, ruh ya da bilinç diye adlandırdığımız şeyi fiziksel dünyayı terk ederek tek bir noktaya taşıyacak. Yani bir hiç olacak!

Sonuç olarak tekillik kavramı bence 2'ye ayrılmalı. Birincisi fiziksel tekillik, ikincisi ise insan varlığının sonu olarak adlandıracağımız tekillik. Peki buna bir son demek doğru mu? Dini otoriteler bu konuda ne düşünür? Bunlar gerçekten uzun uzuna konuşulup üzerine felsefe yapılabilecek tartışmalar. Ancak kim bilir? belki de insanlık bu noktaya gelemeden kendini yok eder? Ve kıyamet gerçekleşir.