Özgür İrade Nerede?

2018-04-08'de Mahir Yıldızhan paylaştı.

Son günlerde herkes Facebook'ta yaşanan büyük skandalı konuşuyor. Bu konuda araştırmalar yapıp derinlemesine inceliyor. Ben de konuyu inceleyen kişilerden oldukça şeyler öğrendim. Aşağıda konuyu iyi incelediğini düşündüğüm Fikir Hastası kurucularından Aykan Balık, Donanımcı Baba kanalından Ayhan Tarakçı ve Barış Özcan tarafından hazırlanmış videoların bağlantıları var. Konuyu ne kadar çok kaynaktan araştırırsanız bakış açınız o kadar genişliyor.

Ayhan Tarakçı
https://www.youtube.com/watch?v=0wFlh1RbeWM
Aykan Balık
https://www.youtube.com/watch?v=FJQi9-o3zwk
Barış Özcan
https://www.youtube.com/watch?v=AwL5uSm4hL8

Ben de bu konuda bir şeyler yazmaya karar vermiştim ki, bu kadar güzel araştırmaların üzerine aynı şeyleri tekrarlamak veya gereksiz detaylara girmenin anlamsız olacağını düşündüm.

Bir şeyler de yazmak istediğim için ne yazabilirim diye düşündüğümde, bunun çok daha büyük bir resmin parçası olduğunu fark ettim. Ve özgür irade üzerine yazmaya karar verdim. Şimdi büyük resmin parçası dediğimde komplo teorisi üretecek diye düşünmeyin. Çünkü birazdan anlatacağım şeylerin üzerinde insan etkisinin olduğunu kabul etsem de, insanlığın gelişim sürecinde doğal olarak meydana geldiğine inanıyorum.

Özgür iradenin ne olduğunu biliyor olsak da gelin bir sözlük anlamına bakalım. Bir bütün olarak Türk Dil Kurumu'nda yer almasa da irade sözcüğü tek başına "Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü" olarak geçiyor. Bunun başına özgür koyunca her hangi bir şeyden ya da birisinden etkilenmemek gerekiyor.

İnsan olarak hayatımız aslında bir dizi karar verme zinciri. Yumurtanın sarısı yerine beyazını yemeyi, kırmızı yerine pembe ruj sürmeyi, romantik komedi yerine bilim kurgu seyretmeyi, fabrikada çalışmak yerine kendi işimizi kurmayı, Hristiyanlık yerine İslamiyet seçmeyi. Namaz kılmayı ya da kılmamayı. İyilik yerine kötülüğü veya kötülük yerine iyiliği. X partisine değil, Y partisine oy vermeyi. İşin özü hep kararlar veriyoruz. Daha sonra da bu kararlarımızın olumlu ya da olumsuz sonuçlarına göre bir sonraki kararlarımızı optimize etmeye çalışıyoruz.

Peki bu kararları gerçekten özgürce verebiliyor muyuz? Bence Hayır! Çünkü insan olarak renklerden etkileniyoruz. Kokudan, şekillerden, sesten. Aslında bunlardan etkilenen şey duygularımız. Duygularımız da kararlarımızı etkiliyor. Bir çok insanın eşini seçerken annesine benzeyen kişileri seçme eğiliminde olduğunu biliyor muydunuz? Çünkü anneniz size en yakın, en şevkâtli ve en çok değer veren kadındır. Ona benzeyen kişilerin de aynısı olacağı düşünürler. Aynı şey baba kız ilişkisinde de geçerli. Polis ışıklarının neden mor, turuncu değil de kırmızı-mavi olduğunu hiç düşündünüz mü? Kırmızı heyecan ve aksiyonu, mavi ise güveni simgeler. Polisler sürekli hareket halinde ve size güven veren görevlilerdir. Yemek firmalarının yemeği bir eğlence ve hareket unsuru gibi göstermek için sürekli kırmızıyı kullanmaları. Çağrı merkezlerindeki çalışanların size "Haklısınız" yerine "Sizi anlıyorum" demesi mesela. İnsanlar haklısınız dendiğinde daha fazla öfkelenirken, sizi anlıyorum dendiğinde daha sakin karşılıyorlar. Sokakta yürürken gördüğünüz reklam panolarından ne kadar etkileniyorsunuz? Eminim hepiniz ben etkilenmiyorum diyorsunuzdur. Ama üzgünüm, ben dahil hepimiz o reklam panolarından etkileniyoruz. Ben yemek takımı aldığımda yaşadığım sıkıntıları yazdım. Aslında ben de bir arkadaşımın başka bir firma ile yaşadığı sıkıntılardan dolayı bu firmayı seçtim. Gezdiğiniz internet sitelerinin ne kadarını siz tercih ediyorsunuz. Takip ettiğiniz sitelerin %90'ı sizin siyasi görüşünüzü destekleyen taraftadırlar, eminim. Belki hiç kuru fasulye sevmediniz. Ama kamyoncusunuz diye kuru fasulye yiyor olabilirsiniz. Bir de ekonomik boy ürünlere ne demeli. Siz belki 10 tane yumurtayı 10 günde yiyorsunuz. Ekonomik boy 30'lu yumurta alıyorsunuz. 30 günde yarısı bozuluyor. Hiç alışveriş merkezlerinde giriş ve çıkışların size en fazla yol yürüttüğünü -en fazla mağaza önünden geçmenize sebep olduğunu- fark ettiniz mi? Okulunuzda öğretmenlerinizin kendi fikirlerini empoze etmeye çalışan kitaplar okuttuğunu?

Bu gibi onlarca örnek bulabilirim size. Peki bu kadar bilgi (renk, resim, ses, koku, yorum) bombardımanı arasında özgür irade nerede? Ben söyleyeyim. Yok! Kalmadı. Günümüz dünyasında hemen hemen her alanda kararlarımızı etkileyen etmenler var. Bunların çok küçük bir bölümünün hayatımızda olumlu etkileri olurken, çok büyük bir bölümünün de olumsuz etkileri oluyor. Zararlı olan şeyler eğlenceli geliyor. İhtiyacımızdan hep fazlasını tüketiyoruz. Hatta tüketemeyip ziyan ediyoruz. Kaynaklarımız o kadar hızlı eriyor ki, yakın zamanda periyodik tablodaki bir çok element nadir statüsüne yükseltilecek. -Kaldı ki yıl olmuş 2018, dünyada halen savaşlar var. Ve bunlar özgürlük için değil tükenen kaynak için yapılıyor.- Moda adı altına özümüzü hiç yansıtmayan kıyafetler, takılar alıyoruz. Sürekli daha sağlıksız bir yaşam sürüyoruz. Daha fazla hasta olup ilaçlara daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Psikolojilerimiz çok daha çabuk yıpranıyor. Daha depresif olup çevremizdekilere zarar veriyoruz. Özenerek zararlı alışkanlıklara başlıyoruz. Zararlı alışkanlıklar bizi hırsızlığa, tacize, ihanete sürüklüyor. Sanal ortamların büyüsüne kapılıp, yüz yüze ilişkilerimizi kaybediyoruz. Hayatlarımızı daha az hareketle obeziteye sürüklüyoruz. 

Özgür irademizle birlikte değerlerimizi de kaybediyoruz. Sahi bizim değerlerimiz nelerdi. Aşağıdaki ankette siz de değerlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. 

Anket

Çok kötümser bir yazı olduğunun farkındayım. Ama farkında olmak güzeldir. Hepimiz farkında olmalıyız. Çevremizde olup bitenler sadece bilinç altımıza işleyip bizi yönetmemeli. Bilinç düzeyinde kendi kendimizi yönetmeyi öğrenmeliyiz. Daha az tüketen, daha çok üreten olmalıyız. Daha fazla kaynaktan bilgi almalıyız. Okumalıyız. Araştırmalıyız.

Umarım faydalı olmuştur. Sizler de görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.